Ahmet Telli Sözleri

Sayfa İçeriği: Ahmet Telli En Güzel Sözleri, Ahmet Telli Sözleri Aşk, Ahmet Telli Sözleri Anlamlı, Ahmet Telli Sözleri Kısa, Ahmet Telli Sözleri İnstagram

Bu sitede her alanda güzel sözler hazırlıyoruz. Bu sayfada da ünlülerden sözler kategorimize Ahmet Telli şiirlerinde güzel sözler eklemek istedik. Büyük şairlerimizden Ahmet Telli’nin en anlamlı sözlerini bu anlamlı sayfada bulacaksınız. Okuyun bir tane çok beğendiğiniz bir sözünü paylaşın ya da birine dilediğiniz gibi yollayın.

EN GÜZEL AHMET TELLİ SÖZLERİ

Ahmet Telli Sözleri

Manşet: Bir yolcu hüznüyle geçiyor ömrümüz.

Bazen üşümek yanmaya eştir.

Çocuksun sen ve dünya sana göre değil.

Gün biter gülüşün kalır bende…

Suyu dinlemek gerek, ateş zaten içimizde.

Söz de sararır biterken bir aşk.

Derler ki son büyük serüvenci yaralıdır hala.

Kalbimiz, en çok incinen yanımız.

Hangi şehirde yoksan ben kayboluyorum orada.

Tenhadır sığındığın bütün kıyılar.

Gün biter gülüşün kalır bende. Anılar gibi sürüklenir bulutlar.

Kavgadan uzak kalmışsan, sevdadan da uzaksın demektir.

Yorgunum, yorgunum, yorgunum. Gereklilik kipinde yaşamaktan.

Özlemek yanında olma isteğidir. Gülüşünü görmek birazda.

Gidersen kim sular fesleğenleri kuşlar nereye sığınır akşam olunca.

Biten bir aşk için söylenecek söz şu olmalı: Güzeldi yine de.

Günler mi unutturdu bize sevinci yoksa aşındırdık mı kimi duyguları.

Ve senin yalnızlığın ancak dağlara sığabilir bir de türkülere.

Kapağı açılmayan kitaplar, unutulmuş aşklar gibidir. Kitaplardan söz edelim.

İnsana en çok şiir yakışıyor. Sonra yeryüzüne yağmur. Gökyüzüne mavi.

Hiç özlemedim seni, özlemek dostluktandır, dostluğundan öte bulmalıyım seni.

Dedi ki o: yoruldum insan olmaktan insan yorulur bazen insan olmaktan.

Her aşk bir ayrılık gizler, ayrılıklarsa bir merhabanın sıcaklığını taşır kendisinde.

Beni artık kimseler aramasın, aşkın en tabanında yattığım anlaşılmasın…

Gidersen yıkılır bu kent, kuşlar da gider. Bir nehir gibi susarım yüzünün deltasında.

Hiçbir an’ini tanımlamaya kalkmadan kısacık ömürler biçiyoruz kendimize.

İnsanın en görkemli yanı yaşamak ve susmak belki; ikisi de sevgiler kadar anlamlı.

Büyük aşklar yolculuklarla başlar ve serüvenciler düşer bu yollara ancak.

Aşklar mı diyordun, anladım senin incindiğin, benimse yollara düştüğümdür yeniden.

Hiçbir an’ını tanımlamaya kalkmadan. Kısacık ömürler biçiyoruz kendimize.

Sesim yoktu. Karanlığın karnında yitirdim sesimi. Kör bir kuyuda unutulan Yusuf’tum belki.

Kuşları ürkütülmüş bir dal gibiydin, öylesine mahzun efkâr da yakışırdı sana.

Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir. Her sözcük dilimin ucunda küfre dönüyor çünkü.

Saçlarına gül takmam. Bir ırmak gibi akıtırım ovaya. Soluğunla yanar dudaklarımın bozkırı.

Yüreğim diyorum, kekeme, alıngan, serseri yüreğim sen nerden bilebilirsin bir şiirin nasıl yazıldığını.

Şimdi beni uçurumdan atsan, düşene kadar aklımdaki tek şey; sırtıma değen ellerin olurdu.

Sığındığım her yer adınla anılır. Ben girerim sokağı devriyeler basar. Bir de gülüşün eklenir kimliğime.

Hiç kimse bir aşkı onarmaya kalkmasın, kaybedilmeye değer en güzel anında bitirilmişse eğer.

Ve kent çıngıraklı bir yılan kadar zehirlidir artık sevgilin mahpusken üstelik kirli bir lekeye döner umutlar.

Sessizce çekip gidiyorum şimdi, sessiz ve kimliksiz, belki yine gelirim, sesime ses veren olursa bir gün.

Ağrılardan yoruldum, gitmeliyim buralardan içimdeki buharlaşan cıvayı soluyorum artık yoruldum, gereklilik kipiyle yaşamaktan.

Ömrüm diyorum şimdi ömrüm. Üzgün bir çocuksun sen ve yalnız. Öyle kal çünkü bu dünyada, sana en çok mutsuzluk yakışıyor.

Suya düşen bir karanfilse yüreğin, bırak kendini ırmağın türküsüne gülüm vursun seni o taştan bu taşa o çağlayandan bu çağlayana.

Gitmek. Bir hançeri inceltip, okyanusa daldırmak isteği ya da düşebilmek atlasların dışına ki ey kalbim, yalnızsın bu yolculukta da.

Burada yağmur yağıyor ama sen şemsiyeni almadan gel yine de. Özletiyor bu çılgın sağanak seni sırılsıklam özletiyor biliyor musun.

Söylenecek bütün sözler sevincin ve sevdanın savunulmasına dairdir. Ve şimdi onlar yaralarını saracak birilerini beklemektedirler.

Yanlış, daha baştan yanlış bir şiirdi bu, biliyorum. Ve belki ömrümüzün yakın geçmişi bu kadar doğruydu ancak, kim bilir. Kalbim unut bu şiiri.

Karşılığı yok hiçbir acının her şey gölgesi kadar ağır sormuyorum artık sormuyorum her gün yeniden kodlanan umutlarla kirletiliyor dünya.

Büyülendim ama büyüyemedim. Aklım ermedi aynalara ve suya yüzümü gösterip kalbimi neden sakladıklarını öğrenemedim. Şaşkınım, cahilim ben bu dünyada.

Yaşandı mı o sıcak kış, yaşlandık mı? Aynalara bakmaya vakit bulamadık Dönüp dönüp birbirimize bakmalardan, yaşandı mı o sımsıcak kış, ne dersin?

0/Yorumlar/Comments

Yorum yaparken:
1. İçerik konusuyla alakalı olmasına özen gösterin.
2. Aktif link bırakmayın. (Hemen silinir!)
3. Yazım ve dil bilgisi kurallarına uymaya çalışın lütfen. Konu ile ilgili olmayan sorularınız için ise Blogger Yardım veya İletişim sayfalarını kullanınız.

Daha yeni Daha eski